Moonswatch iş birliği marka ve pazarlama alanında heyecan verici bir gelişmeydi.
Aslında iş birliği her gün daha fazla aşina olduğumuz bir kavram. Özellikle influencerların hayatımıza dahil olmasıyla da sıkça duyuyoruz. Markalar dünyasında ise iş birliği bu kadar sık yaşanmıyor.
Fakat geçtiğimiz aylarda yaşanan iş birliği herkesi şaşırtmakla kalmadı, şimdilik kısa süreli bir başarı hikayesinin de konusu oldu. Saat markaları Omega ve Swatch yaptıkları duyuruyla yeni bir konsept için iş birliğine gittiklerini açıkladılar.
Bu şaşkınlık verici açıklama, muhtemelen ileride pazarlama kitaplarına yeni bir başlığın da eklenmesine sebep oldu. Lüks saat markası Omega’nın kendinden farklı bir hedef kitlede satış yapan aynı sektördeki Swatch ile iş birliğine gitmesini pek çok kişi anlamadı. Fakat 26 Mart sabahı MoonSwatch saatlerini satın alabilmek için müşteriler birbiriyle yarıştı. Ben de herkes için bunu anlamaya ve anlatmaya çalıştım.
Saat sektörünün en heyecan verici iş birliklerinden biri 24 Mart 2022’de duyuruldu.
Swatch X Omega= MoonSwatch
Konsepti güneş sisteminde yer alan 11 cisimden ilhamla oluşturuldu.
Saatler, Astronotların taktığı efsanevi Omega Speedmaster’ın ekonomik bir versiyonu.
Ve beklendiği gibi, 26 Mart sabahı satışa çıkan “MoonSwatch” izdihama yol açtı.
Peki bu iş birliğini bu kadar özel yapan sebep neydi?
Omega Moonwatch: 1848’de kurulan lüks saat markası Omega, Moonwatch’u NASA’nın uzay görevleri için tasarladı.
Swatch: İsviçre saatlerini bitirme noktasına gelen Japon dijital saat furyası ile rekabet etmek için, adı “Swiss Watch”dan gelen düşük fiyatlı bir marka olarak yaratıldı.
İlk bakışta Omega gibi lüks segmentte yer alan bir markanın, alt segmentteki bir markayla iş birliği yapması prestij kaybı olarak görülebilir.
İsviçre saatçilik sektoründe üretilen her 3 euro cirodan 1’ini Rolex kazaniyor. Omega ise 2.liği, Cartier’e kaptırdı.
Çin ve Orta Doğu müşterisi, saate ciddi para harcamaya başladı, genç kitlenin ise saate bakışı ve harcama kriterleri farklılaştı.
Omega çok daha geniş kitlelere tanıtımını yapabildi ve kendini 2. saat olarak konumlandıran Swatch ile birlikte gündelik hayat için saat satın alan kitleye ulaştı.
Omega’nın uzay görevleri için seçilmiş bir marka olduğunu genç kitlelere aktarmak için bundan daha iyi bir konsept ve fırsat olamazdı.
Kısaca;
Markalar stratejilerini uzun dönemli kursa da hedef kitlenin dönüşümü veya pazarda değişen koşullar taktiksel zorunluluklar oluşturabilir.
Markanın özü korunarak yaşanan bu değişimler markanın kimliğine ve ticari başarısına katkı sağlar.
MoonSwatch olayı, sadece bir ürün lansmanı değil, modern pazarlamanın ve marka stratejisinin çok önemli derslerini öğretir.
Önceleri, lüks ve popüler (budget) segmentler kesin çizgilerle ayrılıyordu. Lüks marka, popüler segment ile iş birliği yapsam prestij kaybı olurdu. Fakat Omega x Swatch örneği, bu sınırların artık bulanık olduğunu gösterir.
Aslında bu akıllı bir pazarlama hamlesiydi çünkü:
Alt Segmenti Yukarıya Çekme: Swatch müşterisi, MoonSwatch aracılığıyla Omega marka değerine (uzay, NASA, prestij) maruz kaldı. Gelecekte Omega markasına daha olumlu bakabilir.
Lüks Segmenti Aşağıya Uzatma: Omega, kendi prestijini koruyarak, çok daha geniş bir pazara hitap etme fırsatı buldu.
MoonSwatch satışları ardından, birçok kişi bu saatleri ikinci el pazarında çok yüksek fiyatlarla satmaya başladı. Psikolojik etken basittir: Omega branded bir ürüne sahip olmanın prestijidir.
Bu fenomen, markaların “prestige” yaratma gücünü gösterir. Swatch, normalde düşük bir fiyata satılan bir marka olsaydı, kimse bunu ikinci el pazarda yüksek fiyatla satmazdı. Fakat Omega işbirliği, bu ürüne duygusal ve sosyal bir değer ekledi.
MoonSwatch’ın başarısından sonra, daha fazla lüks marka, popüler markaları ile iş birliğine gitti. Bu trend Türkiye’de de görülmektedir:
Bu işbirlikleri, markaların yeni pazarlara ulaşmak ve marka değerini artırmak için bir araç olmuştur.
Omega’nın MoonSwatch kararı, pazarın hızlı değişimine uyum sağlama stratejisiydi. Saatçilik pazarında:
Omega, bu değişimi görüp, genç nesle ulaşmak için MoonSwatch stratejisini kullandı. Hiç MoonSwatch olmadan Omega markası, gençler için pahalı ve eski moda görünebilirdi.
MoonSwatch’ın başarısının bir diğer sırası, sınırlı üretim ve çıkıştırma stratejisidir. Eğer sonsuz sayıda MoonSwatch üretiyor olsaydı, talep bu kadar yüksek olmayabilirdi.
Sınırlı ürün + Omega prestiji = Talep > Arz
Bu denklem:
gibi etkiler yaratmıştır. Pazarlamacı açısından bu mükemmel bir durumdur.
Omega’nın en önemli özelliği “uzay ve keşif” ile ilişkili olmasıdır. MoonSwatch, bu özü (ay, uzay teması) koruyarak, fiyat setinde genişliyor. Bu, markanın kimliği zedelenmedi, hatta genişletildi.
Bunun aksine, eğer Omega moda kıyafeti veya sos ürünü ile iş birliğine gitseydi, markanın kimliği zedelenebilirdi.
Türkiye’de benzer stratejilerle başarılı olan işbirlikleri:
MoonSwatch’ın kısa vadeli başarısı açık. Fakat bu başarı uzun vadede sürebilir mi?
Sorun, diğer işbirliklerinin çoğunlukla başarısız olması. Örneğin, popüler markalar tarafından yapılmış birçok “limited edition” özel tasarım, ilk günler satılıyor ama sonrası unutuluyor.
MoonSwatch’ın uzun vadede başarılı olması, Omega’nın bu ürünü bir kerelik fırsat değil, uzun vadeli bir stratejinin parçası olarak görmesine bağlı.
MoonSwatch örneği, marka işbirliklerinin pazarlama potansiyelini gösteriyor. Doğru parti seçme, markanın kimliğini koruma ve pazarın ihtiyaçlarını anlama ile yapılan işbirlikleri, markalar için yeni pazarlara açma kapısı haline gelebilir. Omega, bu kapıyı çok iyi açmış ve hem Swatch grubunun hem de kendi marka portföyünün değerini arttırmıştır. Gelecekte pazarlamacılar, benzer işbirliklerinin gücünü daha fazla fark edecek ve kullanacaklardır.
60 saniyelik Marka Netlik Haritası ile konumlandırma, farklılaşma ve bilinirlik tablonuzu görün.
Markanızı test edin